Ülkelerin varlığını sürdürebilmeleri için kendilerini geliştirmeleri ve iç politikada güçlü olabilmelerinin yanı sıra, dış politikada da aynı doğrultuda hareket etmelerinin gerektiği hepimizin malumu.
Kanadalı Yazar Marshall McLuhan’ın literatüre kazandırdığı “Global Köy” kavramı günümüzde bir iletişim kavramının çok ötesine geçti. Dünya gerçekten uzak diye bir tanımlamanın olmadığı, sınırların sadece zihinde olduğu bir köy haline geldi.
Böyle olunca devletlerin çevresindeki, bölgesindeki ya da dünyanın öteki ucundaki bir durumu kendi iç politikası olarak görüp bu doğrultuda hareket etmesi olağan bir durum olarak görülmeye başlandı.
Bazı devletler var ki, onlara bazı demek bile ödül olarak nitelendirilebilir, dış politikaları tamamen başka ülkelerin iradelerine tecavüz, işgal, soykırım, yalan propaganda ve ikiyüzlü söylemler üzerine kurulmuş.
Bu bazılarını Orta Doğu’da masumların üzerine atılan bombalarda, açlıktan ölüme terk edilen bebeklerde, yaşadıkları şehirler dümdüz edilmiş insanlarda görüyoruz. Kalpleri söndürerek hareket etmeyi şiar edinen bu bazıları tehdit etmekten uslanmıyor, korku ve ahlaksızlık ile kendisini tanıtıyor.
Peki onlar böyle yaparken Türkiye ne yapıyor?
Bir ülkeden çok ötesi olan bu “Son Kale”,mazlum neredeyse orada oluyor. Gerek insani, gerek ahlaki, gerek diplomasi olarak ezilenlerin hakkını savunan ülkemiz, kendisine şanlı tarihinden miras bırakılan bu ulvi görevi aynı kararlılıkla sürdürüyor.
Türk milleti, bir bakmışsınız Somali’ye yardımlarda bulunuyor, askerlerini gönderiyor, ülkeyi kalkındırıyor, bir bakmışsınız Filistin’e dünya sırt çevirirken onların davasını dünyanın yüzüne vuruyor.
Türk milleti bir bakmışsınız Gazze’de barışın elçisi oluyor, bir bakmışsınız yerli ve milli askeri araçlarıyla düşmanın çarkına çomak sokuyor, bir bakmışsınız terör örgütlerini, onların maşalarını ve onlara ait kimler varsa inlerinde yok ediyor.
Türkiye düşmanın aksine sınırının çok ötesindeki milletlerin bile kalbinde yer ediniyor ve dış politikada gücüne güç katıyor.
Önce kalpleri kazanmak gerek, önce iyi olmak gerek, önce insan olmak gerek. Sana sığınanı korumak, insanlığının hakkını vermek, başkasına olan sana da olur mantığıyla hareket etmek gerek…
Türkiye ne mi yapıyor?
Türkiye girdiği her kalp sayesinde ve yaptığı her iyilik ile artık vakti sayılı olan düşmanın eceline vesile olacağı güne hazırlanıyor.