X

Tedbir Bizden, Takdir Allah’tan!

Dünya, nesiller boyunca yaşanacağı varsayılan, çok yönlü ve çok boyutlu gelişmelere tanık olduğu bir dönemden geçiyor.

Medeniyetlerin başlangıç noktası olan ama yüzyıllar boyunca barışa hasret kalan Orta Doğu, şu anda ABD-İsrail-İran Savaşı sınavını veriyor.

Sadece taraflar arasında yaşanmayan bu savaş yüzünden bölgede neredeyse bombalanmayan ülke kalmadı. Sözüm ona ABD ve İsrail’in İran’daki nükleer çalışmaların diğer devletlere tehdit olabileceği yaygarasıyla başlayan savaş, rotasız kaptan gibi nereye varacağı belirsiz bir şekilde yaşanmaya devam ediyor.

İsrail, her tarafı hezeyanlarla dolu inanışının gereği olarak peşinden koştuğu “Vaadedilmiş Topraklar” hedefi için ne kural tanıyor, ne de bir kanun.

Bu bağlamda kurulduğu 1948’den beri Filistin topraklarını sistematik olarak ele geçiren ve onlara yaşama hakkını bile çok gören bu sapkın topluluk, 2023 yılında Gazze’nin neredeyse tamamını yok ettiği savaşı başlattı ve süreç içerisinde bir çok Arap ülkesine de saldırıda bulundu.

İran’a ise ilk olarak 2025 Haziran’ın da tek ve sonrasında 2026 Şubat’ın da ABD ile birlikte saldıran Tel Aviv yönetimi, son günlerde Güney Lübnan’da da Gazze’dekine benzer bir yok etme politikası uyguluyor. Yerleşim yerlerini dümdüz eden İsrail, bu bölgeleri de kendi toprağı olarak gördüğünü açıkça davranışlarıyla vurguluyor.

Aslında Müslümanların varlığına dahi tahammülü olmayan ve dinini yaşayan her Müslümanı gerici gören bu zihniyetin tüm saldırılarının ve devlet politikasının altında kendi radikal inanışı yatıyor.

İsrail için Orta Doğu’da kendisine rakip gördüğü iki ülke vardı. Birisi ile şu anda zaten savaşta ve onlara ciddi oranda zarar verdi.

Elde tek bir ülke kalıyor;

Türkiye.

İç ve dış politikasında tarihinin her döneminde olduğu gibi günümüzde de kritik bir önem taşıyan ülkemiz, dört bir yanı belirsizlikle dolu Orta Doğu’da mazlumların umudu ve düşmanın en büyük korkusu olarak var olmaya devam ediyor.

Çeşitli engellemelere, tehditlere ve gizli ya da açıktan darbelere boyun eğmeyen ülkemiz, şu anda insanlığın gıpta ile baktığı bir millet olmanın haklı onurunu yaşıyor. Afrika’nın en ücra köşesinden Asya’nın kuytu topraklarında bile adı duyulduğunda insanların gözlerinin içini güldüren Türkiye, barıştan yana olmaya devam ederken, her türlü senaryoya karşı hazırlıklarını sürdürüyor.

Savaş meraklısı olmayan ve her şeyin konuşarak çözülebileceği vurgusunu yapan Türkiye, kendi için son dönemde dikkat çeken kararlar vermeye başladı. Ankara yönetimi ülkenin tüm şehirlerinde sığınak inşası ve drone üretim ve eğitim merkezi kurulması, mevcut komando tugaylarına 15 yeni Komando Tugayı daha ekleme gibi hamlelerde bulunan ülkemiz, düşmanlarına adeta “siz hazırlanıyorsanız, bizde hazırlanıyoruz” mesajı verdi.

Türkiye benzer bir politikayı II. Dünya Savaşı zamanlarında da uygulamıtı. O dönemde savaşın çıkması ön görülerek önce Kırklareli-Edirne hattında ve daha sonrasında Çatalca’da “Çakmak Hattı” olarak bilinen bir savunma hattı kurulması, bazı tarihi minarelerin gözetleme kulesi olarak kullanılması, şehirlerde karartma uygulanması, İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan paha biçilemez tarihi eserlerin Sivas Divriği’ye taşınması…

Bu önlemlerin hepsi önlem olarak kaldı. Türkiye II. Dünya Savaşı’na girmedi.

Fakat devir değişti, şimdi düşmanların gözünün ülkemizde olduğunu bilmeyen kalmadı.

Biz yine önlemlerimizi almaya devam edelim. Biliyoruz ki; savaşa yarın girecek gibi hazırlanırken, hiç başlamaması için çabalamak, devlet olmanın gereğidir.

Fakat her şeyin sonu tek bir gerçeğe çıkıyor;

Tedbir bizden, Takdir Allah’tan!

Categories: Türkiye Gündemi
kirmizicizgi:
Related Post