Kanser hastalığını hepimiz biliriz. Öylesine amansız bir hastalıktır ki, ortaya çıktığı insanın vücudunu kademe kademe ele geçirir ve hayati fonksiyonlarını sonlandırana kadar da durmaz.
Dünya da tıpkı bir insan bedeni gibidir aslında. Varlığını sürdürebilmesi için tüm unsurlarının bir arada sistematik bir şekilde işleyişini sürdürmesi gerekir.
Söz konusu duruma içinde yer aldığımız gezegenin neredeyse tamamı razı olup planlamalarını bu doğrultuda devam ettirirken, maalesef bir kanser hücresi gezegenin huzurunu nesillerdir bozmaktan vazgeçmiyor.
Hepimizin de adını ezbere bildiği İsrail, mantıklı düşünen hiçbir insanın kabul etmeyeceği Siyonizm ideolojisi yüzünden Orta Doğu’nun ortasından çıkan bir kanser hücresi gibi insanlığın varlığına kast ediyor.
Sürekli arkasına sığındığı “Varlığımız tehdit altında” bahanesiyle yüz binlerce masum insanın ölümüne neden olan, keyfi işgaller ve saldırılarla çevresindeki Arap ülkelerinin iradesine darbe vuran İsrail, son dönemde ABD ile birlikte İran’a karşı savaşıyor.
Gerçekle bağdaşmayan bir inanışın peşinde giden Tel-Aviv yönetiminde Başbakan Netanyahu ile birlikte ülkesini uçuruma sürükleyen bir isim daha bulunuyor;
İsrail aşırılığının vücut bulmuş hali: Itamar Ben-Gvir.
Halkının bile kendisinden nefret ettiğini artık yüzüne açıkça söylediği bu isim ülkenin Ulusal Güvenlik Bakanı olarak görev yapıyor.
Ben-Gvir 1976 yılında dünyaya geldi. Sapkın ideolojisi yüzünden sadece Yahudi olmayanlara değil, kendinden olmayan herkese nefret duyan bu şahsiyet henüz 19 yaşında iken dönemin Başbakanı İzak Rabin’in aracından kopardığı amblemi kameralara göstererek, “Onun arabasına ulaştık, kendisine de ulaşacağız” demişti. Bu açıklamadan kısa süre sonra Rabin suikasta uğramış, Ben-Gvir ismi radikal sağın sembolü haline gelmişti.
Vukuatları bunlarla sınırlı kalmayan ve 2007 yılında mahkeme tarafından “Irkçılığı kışkırtmak ve terör örgütüne (Kach hareketi) destek vermek” suçlarından hüküm bile giyen Itamar Ben-Gvir, bakanlık görevine geldikten sonra ise beraberindeki destekçileriyle defalarca Mescid-i Aksa’ya baskınlar düzenledi.
7 Ekim olayları sonrasında bizzat kendisi, halka silah dağıtırken görüntülenen, Filistinliler başta olmak üzere kendilerinden olmayan her ülkeye insanlık dışı akıbetleri layık gören Itamar Ben-Gvir, insanlığın kara bir lekesi olarak İsrail’in utanç verici politikalarının bayrak taşıyanı olmayı sürdürüyor.

